Ertuğrul Özkök: Gavur Mahallesi’nde bir bakan

Ertuğrul Özkök, “Küçük güzel şeyler” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘in sanatçı Ahmet Güneştekin‘in “Gavur Mahallesi” isimli sergisinde çekilmiş fotoğrafına dikkat çekerek, “Her ikisi de muhafazakâr ailelerden geliyor ama siyasi görüş yolları önce patikalara, sonra ana caddelere ayrılmış. Ahmet’in, Mehmet Şimşek’in görev aldığı Cumhur İttifakı’na karşı olduğunu herkes biliyor. Ama bu görüş ayrılıkları onların birbiri ile dostluklarına hiç mi hiç zarar vermedi” diye yazdı.

Ertuğrul Özkök’ün “Gavur Mahallesi’nde bir bakan” başlıklı yazısı şu şekilde…

Gavur Mahallesi’nde bir bakan

Gördüğünüz bu fotoğraf 5 Kasım 2022 günü İzmir’de çekildi.
Karede gördüğünüz üç kişiden ortadaki sanatçı Ahmet Güneştekin.
Solundaki ise Mehmet Şimşek…
Yeni Hazine ve Maliye Bakanımız.
En sağda gördüğünüz kişi de Tunç Soyer…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı…
Biri iktidardaki Cumhur İttifakı’nın bakanı.
Öteki muhalif İzmir’in Belediye Başkanı.
Ahmet de muhalif kimliği ile tanınan bir sanatçımız.

Gavur Mahallesi’nde yerli ve milli bir bakan

Fotoğraf, Ahmet Güneştekin’in İzmir Fuarı’ndaki sergisinin açılışında çekildi.
Serginin adı “Gavur Mahallesi…”
Ahmet Güneştekin’in 2013 yılında başlayan “Yüzleşme” adını verdiği sergilerinin sonuncusu…
Ana teması “Mübadillik…”
Yani göçmenler…
Kurtulmuş Savaşı’ndan sonra Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan Rumlarla, Yunanistan’dan ayrılmak zorunda kalan Türkleri anlatıyor.
Ama özünde genel bir göçmenlik dramı asıl konusu…
Şimdi bu üçlü fotoğraftaki bazı ayrıntılara dikkatinizi çekeyim.

Fondaki sokak isimlerinde tanıdıklarınız var mı?

Arka fondaki eserin üzerinde yüzlerce sokak veya meydan ismi görüyorsunuz.
Bunların her biri bir insanın adını taşıyor.
Tek tek bakarsanız muhtemelen hemen hiçbirini tanımıyorsunuz…
Oysa hepsi gerçek bir insanın adı.
Türkiye’nin iç çatışmalarında, faili meçhul cinayetlerinde kaybolup giden insanlar bunlar.
Aralarında PKK’nın öldürdüğü insanların da adları var.
Burası bir anlamda geçmişimizle yüzleşme meydanı…

Altı ayda 3,5 milyon kişi gitti Gavur Mahallesi’ne

Şimdi dikkat…
Bu sergi geçen kasım ayının 5’inde açıldı.
5 Mart’ta kapanacaktı, ancak öyle yoğun bir ilgi gördü ki 7 Mayıs’a kadar uzatıldı.
Üç buçuk milyon insan ziyaret etti bu sergiyi…
Rakamla bir kere daha yazayım, yanlış okumadınız: 3.5 milyon ziyaretçi…
Sadece Türkiye değil, belki de dünya rekoru…

Oysa bir yıl önceki yüzleşme sergisini devlet kapatmıştı

Oysa çok değil, o sergiden tam bir yıl önce “Yüzleşme” sergilerinin sondan bir önceki Diyarbakır’da Surlarında Keçi Burcu’nda açılmıştı.
O serginin adı “Hafıza Odası’ydı…”
O da Diyarbakır’da muazzam bir ilgi görmüştü.
Hafta içinde her gün ortalama 5-6 bin, hafta sonu 15 bin kişi ziyaret ediyordu.
Açılışa katılanlar arasında ben de vardım.
Ne yazık ki, iktidar yanlısı medyadan yemediğimiz dayak kalmamıştı.
Sonunda İçişleri Bakanlığı’nın girişimi ile sergi kapatıldı.
İşte o nedenle Tunç Soyer’e İzmir’deki sergiden vazgeçmesi için çok baskı yapıldı.
Ama o vazgeçmedi.

Bu fotoğrafta görmediğiniz başka kişiler de var

İzmir’deki “Gavur Mahallesi” sergisinin açılışında çekilen bu fotoğrafta siyasi görüşleri birbirinden farklı üç kişi görüyorsunuz.
Aslında kare çok eksik.
Yüzleşme sergilerinde daha çok başka isimler de var.
Biraz geriye, 10 yıl öncesine dönelim.
İlk Yüzleşme sergisi 2013 yılında İstanbul’da Antrepo’da açıldı.
Geriye dönüp o sergide çekilen fotoğraflara baktım.
Mehmet Şimşek o serginin açılışında da var.
Ama onun yanında başka kimler var.
Mesela Yaşar Kemal ve eşi Ayşe Semiha Baban…
Mesela Hasan Cemal…
Mesela Ara Güler…
Mesela Oral Çalışlar…
Mesela Tarkan…
Ve daha kimler…

10 yılda kimlerle ve nelerle yüzleşildi?

Bu sergilerde 10 yılda kimlerle ve nelerle yüzleşmedi ki…
Ermeni meselesi, Kürt meselesi, “öteki” meselesi, göçmenlik, muhacirlik, mübadillik meselesi…
Çok cesur adımlardı ve bütün bu adımlar atılırken Mehmet Şimşek hep Ahmet Güneştekin’in yanındaydı…
Haa sanmayın ki siyasi fikirleri birbirine yakın…
Hiç de yakın değil…
Her ikisi de muhafazakâr ailelerden geliyor ama siyasi görüş yolları önce patikalara, sonra ana caddelere ayrılmış.
Ahmet’in, Mehmet Şimşek’in görev aldığı Cumhur İttifakı’na karşı olduğunu herkes biliyor.

“Bizim mahalle ne der” korkusunu aşan insanlar

Ama bu görüş ayrılıkları onların birbiri ile dostluklarına hiç mi hiç zarar vermedi.
Ne Ahmet “Bizim mahalle ne der” diye Mehmet Şimşek’le ilişkisini kesti, ne Mehmet Şimşek, kendini “milli ve yerli” ilan eden bir hükümetin üyesi olarak “bizim mahalle ne der” diyerek onun Gavur Mahallesi’nin açılışına katılmaktan vazgeçti…

İlk Yüzleşme sergisinde yaşanan bir olay

Ama yine de bu arkadaşlığın bir sınırı vardı…
O sınır da Mehmet Şimşek’in karakterinin bir başka tarafını anlatıyor bize…
Ahmet Güneştekin 2013 yılındaki ilk “Yüzleşme” sergisini, bugünkü Galataport’un bulunduğu yerdeki Antrepo’da açmak istemişti.
Bu bina Denizcilik İşletmesi’ne aitti.
İşletme sergi için 150 bin TL aylık kira istemiş, o günlerde Güneştekin’in bu parayı ödemesi zor. Ayrıca sergi parasız gezileceği için bir geliri de olmayacaktı.
O işletme de Maliye Bakanlığı’nın denetimindeydi.

Bu arkadaşlığın sınırı kaç liralık “yardımda” biter

Dönemin Maliye Bakanı da Ahmet’in çocukluk arkadaşı Mehmet Şimşek…
Ona başvurup kendisine biraz indirim yapılmasını istemiş.
Mehmet Şimşek’in verdiği cevap şu olmuş:
“Ahmetçiğim sen benim çok iyi arkadaşımsın ama bunu sana yaparsam bakanlığa zarar veririm. O nedenle yapamam. Ama benim biraz altınım ve birikmiş param var. istersen bir kısmını ben karşılarım bir kısmını da borç veririm…”
Evet dostlukları devletin bakanlığının kapısında bitiyordu…

Yüzleşme kapısından çıkan bakan, öteki kapıdan giren bakan

Bu fotoğrafa bakarken yeni kabineyi de düşünüyorum.
Bundan önceki “Yüzleşme” sergisini kapatan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu artık devlet yönetiminde yok.
Buna karşılık ondan sonraki Yüzleşme sergisini muhalif belediye başkanı ile birlikte açan Mehmet Şimşek devlet yönetimine giriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Yeni bir defter açmaktan” söz ediyor.
Acaba diyorum…
Bu yeni defterin girişinde bir yere de bir başka “Yüzleşme sayfası” açılsa…
Osman Kavala gibi, Selahattin Demirtaş gibi Türkiye’nin imajını bozan siyasi hükümlülerle ilgili Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri kararlarını uygulanacağı yazılsa…
Çok güzel ve zarif bir başlangıç olmaz mı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir